Dilmen'den Fener için müthiş öneri
Real Madrid'den G.Saray'a ilginç öneri
Nijeryalı golcü Trabzonspor yolunda
Londra Olimpiyat Komitesi'ne törenle teslim...
Sınıf öğretmenimizin ballandırarak anlattığı izciliğe girmeye karar verdiğimde henüz 2.sınıftaydım. Bu fikrimi maddi durumumuz pek iyi olmadığı için babama kabul ettirmek hayli zamanımı almıştı. Niyahet annem gelip öğretmenimle görüşüp kaydımı yaptırmıştı.
İzci olmak isteyen arkadaşlarımla birlikte benide kronik bir rahatsızlığımız olup olmadığını öğrenmek için sağlık ocağına muayene etmeye götürmüşlerdi. Sıra bana geldiğinde kalbim belirsiz bir şekilde düzensiz atıyordu. Heyecana bağlı olup olmadığını anlamak için aynı durumdan muzdarib arkadaşımla birlikte bir süre bekledik. Tekrar kontrol edildik ve sonuç kesindi . Hastahaneye gidilecek icabında filmler çekilecekti.
Arkadaşımın maddi durumu bizimkine göre had safhada iyiydi. Özel aile hekimine gitmiş , filmini çektirmiş ve 2 gün sonra heyecana bağlı olduğu ve herhangi bir kronik rahatsızlığı bulundurmadığını ispatlayan raporuyla izciliğe tekrardan başvurmuştu. İnanırmısınız benim doktordan o cümleyi duymam 1 yılı bulmuştu. Ve herşey için çok geçti, artık izciliğe girmem söz konusu bile olamazdı.
Bugün 21 yaşındayım ve sokakta bir izci gördüğümde içim buruk bir şekilde heyecanlı gözlerle bakakalırım. Ve o olaydan sonra her izci gördüğümde kalbim düzensiz atar benim.
* * *
Sene 2011
3 ay önce babam şiddetli öksürük ve terleme şikayetiyle doktora gidiyor. Tahliller yapılıyor fakat peder bey doktorun verdiği öksürük kesiciye güvendiğinden ötürü sonuçları öğrenmeye gitmiyor-önemsemiyor. Ve günler geçiyor. 1 hafta önce sonuçlar doktorun önüne gidiyor. Doktor durumun kritik olduğunu ve tahlilin sahibinin hastahaneye yatırılıp , tedavi altına alınması gerektiğini söylüyor. Hastahanede kayıtlı olan telefondan bize ulaşamıyorlar. Ve son yıllarda “ERDOĞAN HÜKÜMETİ”nin en büyük hizmeti olan "Aile hekimine " haber veriyorlar. Aile hekimi eve geliyor durumun ciddiyetinden bahsediyor ve sonuç olarak peder bey 1 haftadır hastahanede tedavi görüyor.
Bir tarafta yıllar süren işkence tarzı sağlık sistemi , diğer tarafta eve gelen doktorlar.
İnanın söylenmesi gereken çok şey var.
1 diş dolgusu için 6 ay sonrasına dandevu verildiği günleri gördüm.
Saatlerce ilaç kuyruklarında beklediğimiz günleri ve randevu alabilmek için hastahanede sabahladığımız günleri unutmadım.
Ve ben Yavuz Atalay;
“ERDOĞAN HÜKÜMETİ” ne yaptı ? diye soranlar,
“iki metre yol birde hastahane yaptı başka ne yaptı” diyenler,
ve bu günleri görmek istemeyenler için yazmaya devam edeceğim...
Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!